Yapı Zemin kullanıcısının paylaşımları
-
Şener Üşümezsoy - Alacaatlı 5.0 Depremin Batıdaki Fay Hattıyla İlişkisi
-
Şener Üşümezsoy - Kıbrıs'ın Güneyinde Meydana Gelen 5.7'lik Deprem Hakkında
-
Şener Üşümezsoy - Sındırgı Fay Sisteminin Yapısı, Deprem Yaratma Potansiyeli ve Sındırgı'da Deprem Riski
-
Şener Üşümezsoy - Sındırgı'da Bugün Olan Deprem Ağustos Depremi Artçısı mı, Yeni Bir Segmentin Kırılmaya Başlaması mı?
Sındırgı'da Bugün Olan Deprem Ağustos Depremi Artçısı mı, Yeni Bir Segmentin Kırılmaya Başlaması mı?
-
Şener Üşümezsoy - Faylardaki Deprem Büyüklüğü Potansiyeli ile Deprem Riski Arasındaki İlişki Nedir?
-
Şener Üşümezsoy - Yalova'da ve İstanbul'da Deprem Riski mi Var? Basında çıkan haberler hakkında
-
Şener Üşümezsoy - 3 Kasım 2025 Tarihinde Sındırgı'da olan 5 Büyüklüğündeki Deprem Artçı mı, Öncü bir Deprem mi?
-
Şener Üşümezsoy - 4 Eylül'de Habertürk'te Semiha Şahin'in Programında 2 Ekim'de Deprem Olan Fayı Anlatıyorum.
-
Eti Bakır Mazıdağı’nda planlı revizyon bitti: Üretime güvenli dönüş
Cengiz Holding bünyesindeki Eti Bakır A.Ş., Mardin/Mazıdağı’nda bulunan Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisinde bu yıl Haziran–Temmuz 2025 döneminde yürütülen planlı revizyon duruşunu başarıyla tamamladı. Şirket açıklamasına göre duruş süresince tesisin kritik üretim birimlerinde bakım, onarım ve modernizasyon çalışmaları gerçekleştirildi; böylece üretim güvenliği ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda süreçler güçlendirildi. Tamamlama duyurusu 4 Eylül 2025’te paylaşıldı. Süreç, planlandığı takvime uygun şekilde ilerledi. Basına yansıyan bilgilere göre revizyon kapsamında yaklaşık 3.000 iş emri açıldı ve iç teknik kadrolara ek olarak 600 kişilik dış destek ekibi görev yaptı. Bu kapsamlı bakım-onarım paketi, tesisin kesintisiz ve çevresel açıdan daha sorumlu bir şekilde üretim yapma kapasitesini artırmayı amaçlıyor. Mazıdağı kompleksi; pirit konsantresinden kobalt, nikel, çinko, bakır gibi stratejik metallerin geri kazanımını ve entegre gübre üretimini aynı ekosistemde birleştiren benzersiz bir kurguya sahip. Tesiste Eti Bakır Küre tesisinden gelen pirit, sülfürik asit ünitesinde kavruluyor; oluşan kalsin külü liç ve otoklav süreçlerinden geçerek seçici ayırma ile ürünlere dönüştürülüyor. Şirket verilerine göre Mazıdağı tesisi, 5 ana fabrika ve 12 yardımcı üretim ünitesinden oluşan yapısıyla bölgenin en büyük özel sektör yatırımları arasında yer alıyor; aynı zamanda pirit konsantresinden kobalt geri kazanımı sağlayan dünyadaki ilk ve tek tesis olma iddiasını taşıyor. Revizyonun ardından, 2025’in son çeyreği için planlanan kapasite kullanım oranları ve ihracat hedefleri yakından izlenecek.
-
Koza Altın’dan H1-2025’te 73.385 ons altın üretimi
Türkiye’nin önde gelen altın üreticilerinden Koza Altın İşletmeleri A.Ş., 2025 yılının ilk yarısında (1 Ocak–30 Haziran 2025) toplam 73.385 ons altın ve 34.020 ons gümüş üretimi gerçekleştirdi. Yarıyıl üretim verileri, sektörün durağan seyrettiği bir dönemde şirketin operasyonel istikrarını ortaya koydu. Yarıyıl sonuçları, yılın geri kalanı için üretim trendine dair referans kabul edilirken, Koza Altın’ın sahalarındaki operasyonel sürekliliğin korunduğu, maliyet ve verimlilik odaklı yatırımların sürdürüldüğü vurgulanıyor. Piyasaya yansıyan analizlerde, şirketin tarihsel üretim zirvesinin 2019’da 354,3 bin ons olduğu hatırlatılıyor; 2025’in ilk yarısındaki seyir, H2-2025 dönemindeki kapasite kullanımına göre yıllık toplam üzerinde belirleyici olacak. Öte yandan Koza Altın, Ege ve İç Anadolu başta olmak üzere farklı bölgelerdeki sahalarında üretim ve keşif faaliyetlerini sürdürürken, Çanakkale/Karapınar projesi için ÇED olumlu kararının alındığı kamuya açık kaynaklara yansıdı. Projede 34 ay boyunca 3,2 milyon ton cevher üretimi planlanıyor; bu tür yatırım ve proje izinleri, orta vadeli üretim görünümünü destekleyen unsurlar olarak öne çıkıyor. Sektör paydaşları, 2025’in geri kalanında altın fiyatlarındaki oynaklık, işletme maliyetleri ve izin süreçleri gibi faktörlerin şirketin yıllık üretim hedefleri üzerinde etkili olacağı görüşünü paylaşıyor. Koza Altın (KOZAL) hissesi, yıl içinde dönemsel olarak finansal sonuç haberlerine paralel dalgalanmalar yaşamıştı.
-
20 Yeni Çok Disiplinli İstasyon Kuruluyor
İstanbul, 26 Ocak 2024 Marmara’da deprem sonrası tsunami riskine karşı kritik bir adım daha atıldı. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE), İstanbul Valiliği tarafından yürütülen İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) kapsamında, Marmara Denizi çevresi ile Adalar bölgesine 20 adet çok disiplinli tsunami gözlem ve erken uyarı istasyonu kurmayı planlıyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın finansal desteğiyle başlatılan bu proje ile bölgedeki deniz seviyesi değişimi, meteorolojik parametreler, sismik hareketler ve GNSS ile yer değiştirmeler anlık olarak takip edilerek, erken uyarı kapasitesi güçlendirilecek. İlk istasyon halihazırda Kartal Belediyesi Su Sporları Merkezi’nde faaliyete geçmiş durumda. Kartal Belediyesi’nin lojistik destek sağladığı bu ilk kurulum, deniz seviyesi sensörü, ivmeölçer (deprem sensörü), meteorolojik sensörler ve GNSS alıcısının entegre çalışması ile 7/24 izlemeyi mümkün kılıyor. Projeyi yöneten Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, “Türkiye genelinde hâlihazırda 28 tsunami istasyonu var; bu istasyonlara gelen veriler, sadece ülkemiz için değil, Ege, Akdeniz ve Karadeniz’e kıyısı olan 15 farklı ülke ve toplamda 21 farklı kuruma erken uyarı mesajı gönderilmesini sağlıyor. İRAP kapsamında kurulan bu 20 yeni istasyonla İstanbul başta olmak üzere tüm Marmara’da deniz seviyesi değişiklikleri çok daha yakından, kesintisiz izlenebilecek.” dedi. KRDAE ayrıca, 1 Temmuz 2012 tarihinden bu yana Ulusal Tsunami Uyarı Merkez servisi olarak 45 erken uyarı mesajı yayınlandığını duyurdu. Yeni gözlem ağının tamamlanmasıyla bu sayının artması, özellikle kritik bölgelerde insan yaşamını korumak açısından önemli bir eşiği temsil ediyor.
-
Temmuz 2025’te Konut Satışlarında Yılın Zirvesi: 142 Bin 858 Adetlik Rekor
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Temmuz 2025, Türkiye konut piyasası açısından yılın en hareketli ayı oldu. Ülke genelinde konut satışları geçen yılın aynı ayına göre %12,4 artarak 142.858 seviyesine ulaştı. Bu rakam, yalnızca 2025 yılının en yüksek aylık satışı değil, aynı zamanda tüm zamanların en yüksek ikinci temmuz satışı olarak kayda geçti. Ocak–Temmuz 2025 dönemi toplam satışları %24,2 artışla 834.751 oldu. Bu, 2020’den sonraki en iyi ikinci yedi aylık performans olarak dikkat çekiyor. Satışlardaki artışın temel nedenleri arasında faiz oranlarının bazı dönemlerde aşağı yönlü hareketi, stoktaki konutların yüksek talep gördüğü kampanyalar ve inşaat sektöründeki arz yönlü hareketlilik yer alıyor. Satışların bölgesel dağılımında İstanbul, 23.152 adet konut satışı ile açık ara liderliğini sürdürdü. Bu rakam, Haziran 2025’teki 17.656 satışın oldukça üzerinde. Ankara, 12.491 satışla ikinci sırada yer alırken, İzmir 7.815 satışla üçüncü sırada konumlandı. En düşük satış ise Ardahan’da 58, Bayburt’ta 93 ve Hakkâri’de 103 adet olarak kayıtlara geçti. İpotekli ve İlk El Satışlarda Eğilimlerİpotekli konut satışları Temmuz ayında geçen yılın aynı ayına göre %60,3 artarak 18.425 adet oldu. Ancak bu oran, Haziran 2025’teki %112,6’lık artışa kıyasla neredeyse yarı yarıya düşüş anlamına geliyor. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %12,9 seviyesinde gerçekleşti. Ocak–Temmuz 2025 döneminde ipotekli satışlar geçen yıla göre %93,2 artarak 121.515’e ulaştı. Bu satışların 28.884’ü ilk el konut olarak gerçekleşti. Diğer satış türlerinde 124.433 konut el değiştirdi ve bu tür satışların toplam içindeki payı %87,1 oldu. Geçen yılın aynı ayına göre diğer satış türlerinde %7,6’lık bir artış yaşandı. İlk el konut satışları Temmuz’da %7,8 artışla 43.984 adede ulaştı ve Haziran ayındaki 33.569 satışın üzerine çıktı. Toplam satışlar içindeki payı %30,8 seviyesinde sabit kaldı. Ocak–Temmuz 2025 döneminde ilk el satışlar geçen yıla göre %17,5 artarak 251.608 oldu. İkinci el konut satışlarında ise 98.874 adetle %14,6’lık bir yıllık artış kaydedildi. İkinci elin toplam satışlardaki payı %69,2 oldu. Yabancı Alıcı Talebinde Geri ÇekilmeYabancılara yapılan konut satışları Temmuz 2025’te geçen yılın aynı ayına göre %18,6 düşerek 1.913 seviyesine geriledi. Bu rakam, 2023’teki 2.801 ve 2024’teki 2.350 satışın ardından son üç yılın en düşük temmuz seviyesi olarak kaydedildi. Toplam satışlar içinde yabancıların payı %1,3 oldu. Ocak–Temmuz 2025 döneminde yabancıya satışlar geçen yıla göre %12,1 azalarak 11.267 oldu. Yabancı alıcıların en çok tercih ettiği iller 643 satışla İstanbul, 642 satışla Antalya ve 175 satışla Mersin oldu. Ülke bazında ise Rusya Federasyonu vatandaşları 315 konut ile ilk sırada yer alırken, İran vatandaşları 152, Almanya vatandaşları 135 konut aldı. En az alım yapan grup ise 51 konut ile Çin vatandaşları oldu. Yabancı talebindeki düşüş, küresel ekonomik dalgalanmalar, döviz kurlarındaki oynaklık, Türkiye’deki yasal düzenlemeler ve vatandaşlık karşılığı gayrimenkul ediniminde değişen koşullar gibi faktörlerle ilişkilendiriliyor. Uzmanlar, turizm bölgelerinde yabancı yatırımın belirgin şekilde yavaşladığını, buna karşın iç piyasadaki talep canlılığının fiyatları yüksek seviyede tutmaya devam ettiğini belirtiyor.
-
Emlak Vergi Değerlerinde Rekor Artışa İtiraz İçin Son Gün: 8 Eylül 2025
2026 – 2029 yılları arasında geçerli olacak emlak vergi değerleri, takdir komisyonları tarafından belirlenerek Türkiye genelindeki muhtarlıklarda ilan edildi. Ancak kamuoyuna yansıyan bilgilere göre birçok bölgede rekor düzeyde artışlar söz konusu. Mükellefler, bu artışların piyasa gerçekleriyle bağdaşmadığını düşünüyorsa, 08 Eylül 2025 tarihine kadar yargı yoluna başvurarak itiraz hakkını kullanabilecek. Emlak Vergisi (EV) her 4 yılda bir belirlenen metrekare birim değerleri esas alınarak hesaplanıyor. Takdir komisyonlarının tespit ettiği değerler, ilk yıl sabit kalıyor; sonraki üç yıl boyunca ise yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılıyor. 2026–2029 dönemi için belirlenen yeni değerler muhtarlık ilan panolarına asıldı ve ayrıca tebliğ edilmeyecek. Bu nedenle mükelleflerin kendi inisiyatifleriyle değerleri öğrenmeleri gerekiyor. Hukuki Haklar ve Dava SüreciAnayasa’nın “hukuk devleti” ilkesi ve “herkesin dava açma hakkı” çerçevesinde, belirlenen değerlerin fahiş olduğunu düşünen vatandaşlar idari yargıda dava açabilir. Önemli bir detay ise şu: Bir kişi tarafından açılan davada mahkeme kararı ile değer düşürülürse, o bölgedeki tüm mülk sahipleri için bu yeni değer geçerli olur. Normal koşullarda dava açma süresi, tebliğ tarihinden itibaren 30 gündür. 2025 yılı için takdir kararlarının 30 Haziran 2025 tarihine kadar muhtarlıklara ulaştığı dikkate alındığında, 30 Temmuz 2025’te süre dolmuş olurdu. Ancak bu tarih adli tatil içinde kaldığı için süre, tatilin bitiminden sonraki 7 gün uzatılmıştır. Bu nedenle son dava açma günü 07 Eylül 2025 Pazar gününe denk geldiğinden, 08 Eylül 2025 Pazartesi yasal olarak son gündür. Davada Nelere Dikkat Edilmeli?Açılacak davalarda yalnızca takdir kararının iptali değil, mahkemece yeni değerin belirlenmesi talep edilmelidir. Aksi halde iptal kararı sonrası komisyon tekrar toplanacak, yeni değer belirleyecek ve Danıştay’dan kesin karar çıkana kadar bu ikinci değer üzerinden ödeme yapılmak zorunda kalınacaktır. Yargı sürecinin yıllarca sürebileceği göz önünde bulundurulduğunda, iptal + yeniden değer tespiti talebi daha güçlü bir hukuki strateji olacaktır. İptal Gerekçeleri Şunlar Olabilir: Takdir komisyonu kararlarının dayanak belgelerle desteklenmemesi Bölgedeki en düşük ve en yüksek değerlerin dikkate alınmaması Bilirkişi incelemesi yapılmaması veya yetersiz yapılması Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük hükümlerine uyulmaması Maliyetler ve Olası RisklerBu davalar, yaklaşık 2.100 TL maktu harç ve posta gideriyle açılabilir. Bilirkişi talep edilirse ek olarak 5.000 TL ve üzeri masraf doğar. Avukatla dava açmak isteyenler ayrıca vekalet ücreti öder. 2025 yılı için karşı taraf vekalet ücreti duruşmalı davalarda 38.000 TL, duruşmasız davalarda ise 18.000 TL’dir. Davanın kısmen kabul edilmesi durumunda her iki tarafın da karşı taraf vekalet ücreti ödeme ihtimali vardır. Değerli Konut Vergisi ve Diğer Etkiler2025 yılında 15.709.000 TL’lik emlak vergi değeri eşiğini aşan meskenler Değerli Konut Vergisi (DKV) ödemek zorundadır. Bu eşik, her yıl yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılır. Takdir komisyonlarının 2026 için belirlediği yüksek değerler, bu eşiği aşmayan bazı mülkleri DKV mükellefi haline getirebilir. Ayrıca bu artışlar; emlak vergisi, taşınmaz kültür varlıkları katkı payı, tapu harcı, emsal kira bedeli, değer artış kazancı ve veraset–intikal vergisi gibi birçok kalemi doğrudan etkileyecektir. Aşağıda, yalnızca örnek teşkil etmesi amacıyla hazırlanmış bir dava dilekçesi taslağı yer almaktadır. Dilekçenin ve ek belgelerin, davanın özelliklerine uygun biçimde ayrıntılı olarak düzenlenebilmesi için mutlaka alanında uzman bir hukukçudan profesyonel destek alınması tavsiye edilir. Özellikle mesken niteliğindeki taşınmazlar hakkında dava açılması durumunda ve davanın Değerli Konut Vergisi (DKV) bakımından etkili olma ihtimali varsa, bu hususun dilekçede açıkça belirtilmesi, ileride doğabilecek DKV yükümlülükleri açısından savunmanın güçlenmesine önemli katkı sağlayacaktır. EMLAK-VERGI-DEGERI-HAKKINDA-TAKDIR-KOMISYONU-KARARINA-KARSI-ACILACAK-DAVAYA-AIT-TASLAK-DILEKCE.pdf
-
Geçmişten Gelen Sismik Tehlike: Türkiye’de 30 Fay “Sismik Boşluk” Sınıfında
Türkiye’nin dört bir yanını kesen aktif fay hatlarının durumu üzerine yapılan son değerlendirmeler, ülkemizin gelecekte karşı karşıya kalabileceği sismik tehlikelere dair çarpıcı veriler ortaya koydu. Jeoloji uzmanlarının yürüttüğü kapsamlı çalışmada, Türkiye genelinde tanımlanan 485 aktif fay hattı incelendi ve bunlardan yaklaşık 30 tanesinin “sismik boşluk” sınıfında olduğu belirlendi. “Sismik boşluk” ifadesi, bir fay hattının uzun yıllar boyunca büyük bir deprem üretmemesi ve bu süre zarfında enerji biriktirerek potansiyel olarak yıkıcı bir sarsıntı oluşturma ihtimalinin yüksek olması anlamına geliyor. Bu fayların büyük kısmı, ülkemizin en yoğun nüfuslu ve ekonomik açıdan kritik bölgelerine yakın konumda yer alıyor. Marmara Denizi’nin güney hattında bulunan Kumburgaz, Adalar ve Avcılar segmentleri, bilim insanları tarafından özel olarak vurgulanıyor. Bu bölgeler, İstanbul başta olmak üzere Marmara çevresindeki yerleşimlerde yüksek risk oluşturuyor. Marmara dışındaki bölgelerde ise İzmir, Balıkesir, Eskişehir ve Batı Anadolu’nun diğer kesimleri öne çıkıyor. Orta Anadolu’da Tuz Gölü Fayı ile Kayseri–Erciyes hattı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ise Malatya, Ovacık, Şirvan, Cizre ve Yüksekova segmentleri, uzun süredir sessizliği koruyan ve kritik seviyede gerilim biriktirdiği düşünülen diğer önemli alanlar arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu fayların tarihsel deprem kayıtlarını da dikkate alarak, bazı bölgelerde 100 yılı aşkın süredir büyük deprem meydana gelmediğini belirtiyor. Bu sessizlik, ilk bakışta güven verici gibi görünse de aslında riskin arttığına işaret ediyor. Zira aktif tektonik bölgelerde fayların uzun süre hareketsiz kalması, biriken enerjinin tek seferde açığa çıkma ihtimalini artırıyor. Sismologlara göre, özellikle sismik boşluk kabul edilen bölgelerde yapılaşma ve şehir planlaması politikalarının bilimsel verilere göre şekillendirilmesi gerekiyor. Fay hatlarının yakın çevresinde, özellikle zemin yapısı zayıf alanlarda yüksek katlı ve mühendislik hizmeti almamış binaların varlığı, olası bir depremde yıkım riskini kat kat artırıyor. Yerel yönetimlerin bu alanlarda imar izinlerini sınırlaması, mevcut yapıların ise depreme dayanıklılık testlerinden geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bununla birlikte, halkın afet bilincinin artırılması da hayati önem taşıyor. Uzmanlar, deprem çantalarının hazırlanması, aile içi tahliye planlarının oluşturulması ve düzenli tatbikatların yapılması gibi önlemlerin, olası bir felaketin etkilerini önemli ölçüde azaltabileceğini ifade ediyor. Türkiye gibi aktif fay hatlarının yoğun olduğu bir coğrafyada, riskin sıfıra indirilmesinin mümkün olmadığını, ancak alınacak tedbirlerle can ve mal kayıplarının ciddi oranda azaltılabileceğini hatırlatıyorlar. Jeolojik veriler, ülkemizin farklı bölgelerinde gerilimin kritik seviyelere ulaştığını ve bu fayların bir kısmının önümüzdeki yıllarda büyük sarsıntılar üretme ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, “sismik boşluk” olarak tanımlanan segmentlerin izlenmesi, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve riskli bölgelerde yapı stokunun yenilenmesi, sadece bilim insanlarının değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olarak öne çıkıyor.
-
(M=8.8) Kamçatka (Doğu Sahili) – 29 Temmuz 2025
29 Temmuz 2025 günü 23:24 UTC (yerel saatle 30 Temmuz 11:24) civarında, Kamçatka Yarımadası açıklarında, Mw 8.8 büyüklüğünde bir megathrust deprem meydana geldi. Bu sarsıntı, son zamanların en güçlü depremlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Odak noktası, Petropavlovsk-Kamchatsky kentinden yaklaşık 110 km uzaklıkta yer aldı ve sığ deniz tabanı düzeyinde gerçekleşti. Depremin ardından Kuril–Kamçakya çukurluğu boyunca, 10 gün önceki Mw 7.4 öncü sarsıntı, ardından da 700’ü aşkın artçı deprem gözlendi; en büyüğü Mw 6.9 seviyesindeydi. Yüzey kırılma modeli (finite fault) yaklaşık 180 saniyelik bir kayma süreci içerirken, kırılmanın genişliği ve büyüklüğü, bölgedeki gerilimin ani ve yoğun biçimde serbest kaldığını gösterdi. Deprem, Pasifik Havzası boyunca geniş çaplı tsunami uyarılarına yol açtı; Japonya’dan ABD’nin Batı Kıyısına, Hawaii’den Şili’ye kadar afet yönetimi sistemleri harekete geçti. Kıyı bölgelerinde dalga boyları değişkenlik gösterdi; özellikle Shumshu Adası ve Severo‑Kurilsk çevresinde yerel olarak yüksek tsunami dalgaları gözlendi. Kamçatka’da doğrudan yıkım çok değilse de hissedilir etkiler oldu: sağlık kuruluşları ve altyapıda hasarlar, Evacuationlar, kırılan duvarlar ve barınaklarda çatlaklar rapor edildi. Bununla birlikte, birkaç yaralı ve bir dolaylı can kaybı da kayıtlara geçti. Volkanik aktivite de tetiklendi; deprem sonrası Krasheninnikov ve Klyuchevskoy volkanlarında patlamalar başladı. Bu durum, sismik ile volkanik süreçlerin birbirine yakınlıkta tetiklenebileceğini bir kez daha gösterdi. Bilim insanları, bu depremin büyüklüğünü, etkin izleme sistemleri ve erken uyarı altyapısının en kritik doğrulama olanağı olarak değerlendirdi. Aynı zamanda, Kamçakya bölgesinin gelecekteki risk modeli için önemli veriler sağladı.
-
(M=7.3) Alaska (Sand Point Açıkları) – 16 Temmuz 2025
16 Temmuz 2025 günü öğle saatlerinde, Alaska Yarımadası’nın güneyinde, Sand Point kasabasının yaklaşık 89 kilometre güneyinde Mw 7.3 büyüklüğünde güçlü bir deprem meydana geldi. Sarsıntının odak derinliği yaklaşık 38 kilometre olarak belirlendi. Yana kayma (strike-slip) tipinde gerçekleşen bu kırılma, Pasifik ile Kuzey Amerika levhalarının temas bölgesinde, kıtasal kabukta meydana geldi. Deprem, başta Sand Point olmak üzere yarımadanın birçok yerleşiminde kuvvetle hissedildi. Raflardan eşyalar düştü, bazı binalarda küçük çatlaklar oluştu ancak ciddi bir yıkım veya can kaybı rapor edilmedi. Sarsıntı sonrası kıyı bölgelerinde kısa süreli tsunami uyarısı yapıldı. Halk yüksek alanlara yönlendirildi, ancak deniz seviyesinde tehlikeli bir yükselme gözlenmemesi üzerine uyarı kısa süre içinde kaldırıldı. İlk üç saat içinde 40’tan fazla artçı sarsıntı kaydedildi; bunların en büyüğü Mw 5.2 olarak ölçüldü. Sismologlar, bu tür orta-şiddetli artçıların önümüzdeki günlerde de devam edebileceğini belirtiyor. Alaska Yarımadası’nın güney kıyısı, son yıllarda benzer büyüklüklerde birçok deprem yaşamış, bu nedenle bölge halkı yüksek sismik riske karşı görece hazırlıklı hale gelmiştir. Bu deprem, tektonik açıdan Pasifik Levhası’nın kuzeybatı yönünde hareketinin bir sonucu olarak, Kuzey Amerika Levhası ile temas ettiği sınırda meydana geldi. Fay hattı boyunca yatay kayma hareketi, yer kabuğunda metrelerce ötelenmeye yol açtı. Sığ sayılabilecek bir derinlikte gerçekleşmesine rağmen enerjinin büyük bölümü yatay hareketle sınırlı kaldığı için ciddi bir yüzey yıkımı oluşmadı. Uzmanlar, bu depremin bölgedeki gerilim birikiminin bir göstergesi olduğunu ve benzer büyüklükte sarsıntıların önümüzdeki yıllarda da yaşanabileceğini ifade ediyor. Yetkililer ise kıyı bölgelerinde yaşayanların acil tahliye planlarını güncel tutmaları gerektiğini vurguluyor.
-
(M=7.4) Kamçatka (Doğu Sahili) – 20 Temmuz 2025
20 Temmuz 2025, yerel saatle sabah saatlerinde, Rusya’nın Kamçatka Yarımadası açıklarında, Mw 7.4 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti. Depremin odak derinliği yaklaşık 10 kilometre olarak tespit edildi. Bu sığ sarsıntı, hem deniz hem de karada geniş bir alanda hissedildi ve sıcaklığın düşük olduğu kıyı kolonlarında halk büyük bir korkuyla sarsıldı. Deprem hemen ardından, kıyı kesimlerinde tsunami riski gündeme geldi ve acil durum sistemleri devreye girdi. Kısa süre sonra yapılan değerlendirmeler neticesinde bu uyarılar kaldırıldı; herhangi bir can kaybı ya da önemli yapısal zarar yaşanmadığı bildirildi. Doğa güvenlik riskine karşı yürütülen önlemler ve halkın hızlı bilinçlenme yeteneği, olası felaketin önüne geçti. Bu sarsıntı, bölgedeki daha büyük bir olayın habercisiydi. On gün içinde aynı hattın daha derinlerinde, Mw 8.8 büyüklüğünde çok şiddetli bir depremin patlak verdiği belirlendi. Bu gelişme, Mw 7.4 depremin muhtemel bir ön şok (foreshock) olduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi. Mühendisler ve sismologlar bu tür dizilimlerin büyük ana sarsıntıya hazırlık niteliğinde olabileceğine dikkat çekiyor. Kamçatka bölgesi, Pasifik ile Kuzey Amerika levhası arasında aktif bir sismik sınır üzerinde yer alıyor. Bu jeolojik konum, sık sık büyük enerjili kırılmaların oluşmasına zemin hazırlıyor; zira bölgedeki yer kabuğu, kilometrelerce uzunlukta fay hatları boyunca sürekli gerilim biriktiriyor ve bunların açığa çıkması, yüksek büyüklükte sarsıntılara neden olabiliyor. Bu tip depremler, biyoçeşitlilik açısından zengin ve erişimi zor bölgelerde yaşayan toplulukları, acil durum hazırlıkları ve dayanıklılık planlamaları konusunda sürekli canlı tutuyor. Resmî bir zararın olmaması, hazırlıklı olmanın ve erken uyarı sistemlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
-
(M=7.4) Kamçatka (Doğu Sahili) – 20 Temmuz 2025
20 Temmuz 2025, yerel saatle sabah saatlerinde, Rusya’nın Kamçatka Yarımadası açıklarında, Mw 7.4 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti. Depremin odak derinliği yaklaşık 10 kilometre olarak tespit edildi. Bu sığ sarsıntı, hem deniz hem de karada geniş bir alanda hissedildi ve sıcaklığın düşük olduğu kıyı kolonlarında halk büyük bir korkuyla sarsıldı. Deprem hemen ardından, kıyı kesimlerinde tsunami riski gündeme geldi ve acil durum sistemleri devreye girdi. Kısa süre sonra yapılan değerlendirmeler neticesinde bu uyarılar kaldırıldı; herhangi bir can kaybı ya da önemli yapısal zarar yaşanmadığı bildirildi. Doğa güvenlik riskine karşı yürütülen önlemler ve halkın hızlı bilinçlenme yeteneği, olası felaketin önüne geçti. Bu sarsıntı, bölgedeki daha büyük bir olayın habercisiydi. On gün içinde aynı hattın daha derinlerinde, Mw 8.8 büyüklüğünde çok şiddetli bir depremin patlak verdiği belirlendi. Bu gelişme, Mw 7.4 depremin muhtemel bir ön şok (foreshock) olduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi. Mühendisler ve sismologlar bu tür dizilimlerin büyük ana sarsıntıya hazırlık niteliğinde olabileceğine dikkat çekiyor. Kamçatka bölgesi, Pasifik ile Kuzey Amerika levhası arasında aktif bir sismik sınır üzerinde yer alıyor. Bu jeolojik konum, sık sık büyük enerjili kırılmaların oluşmasına zemin hazırlıyor; zira bölgedeki yer kabuğu, kilometrelerce uzunlukta fay hatları boyunca sürekli gerilim biriktiriyor ve bunların açığa çıkması, yüksek büyüklükte sarsıntılara neden olabiliyor. Bu tip depremler, biyoçeşitlilik açısından zengin ve erişimi zor bölgelerde yaşayan toplulukları, acil durum hazırlıkları ve dayanıklılık planlamaları konusunda sürekli canlı tutuyor. Resmî bir zararın olmaması, hazırlıklı olmanın ve erken uyarı sistemlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
-
(M=7.0) Tonga (Haʻapai Açıkları) – 30 Mart 2025
30 Mart 2025 günü saat 12:18 UTC’de, Tonga’ya bağlı Haʻapai grubunun yaklaşık 73 kilometre güneydoğusunda Mw 7.0 büyüklüğünde güçlü bir deprem meydana geldi. Sarsıntının odak derinliği yaklaşık 29 kilometre olarak belirlendi. Yüzeye yakın sayılabilecek bu derinlik, depremin ada genelinde kuvvetli hissedilmesine yol açtı. Deprem anında, başta Nuku’alofa olmak üzere birçok yerleşim biriminde halk panik içinde evlerinden çıkarak açık alanlara yöneldi. Raflardan eşyalar düştü, bazı küçük yapısal çatlaklar oluştu ve kısa süreli elektrik kesintileri yaşandı. Sarsıntı uzun sürdüğü için halk arasında tsunami riski konusunda endişeler arttı. Yetkililer kısa süreli bir tsunami uyarısı yaptı; kıyı bölgelerinde sirenler çaldı, halk yüksek alanlara yönlendirildi. Kısa süre sonra yapılan değerlendirmeler sonucunda, tehlikenin geçtiği açıklanarak uyarı kaldırıldı. Yapılan incelemeler, merkez üssüne en yakın yerleşimlerde ciddi bir yıkım olmadığını ortaya koydu. Ancak kıyı şeridinde yer yer deniz seviyesinde dalgalanmalar ve akıntı değişiklikleri gözlendi. Depremin ardından birkaç küçük artçı sarsıntı kaydedildi; bunların çoğu orta ve düşük şiddetteydi. Pasifik Ateş Çemberi üzerinde yer alan Tonga, okyanus tabanındaki levha hareketlerinin sık sık güçlü sarsıntılar ürettiği bir bölgede bulunuyor. Uzmanlar, bu depremin büyük ölçüde Pasifik Levhası’nın diğer levha sınırları boyunca kayma hareketinden kaynaklandığını belirtiyor. Bölgedeki tektonik hareketlilik, önümüzdeki günlerde daha küçük artçıların görülme ihtimalini yüksek tutuyor. Bölge halkına, artçı sarsıntılar sırasında kapalı alanlarda bulunmamaları, kıyı bölgelerinde deniz seviyesindeki ani değişimlere karşı dikkatli olmaları ve resmi uyarıları takip etmeleri tavsiye edildi.
-
(M=7.7) Myanmar (Sagaing Bölgesi) – 28 Mart 2025
28 Mart 2025 günü saat 12:50’de (yerel saat) Myanmar’ın Sagaing bölgesinde, Mandalay kentinin 17 kilometre batısında, moment büyüklüğü 7.7 olarak ölçülen çok şiddetli bir deprem meydana geldi. Odak derinliği yaklaşık 10 kilometre olan bu sığ deprem, yeryüzüne yakın oluşu nedeniyle büyük bir yıkıma yol açtı. İlk sarsıntının üzerinden yalnızca 12 dakika geçmişken, bölgede Mw 6.7 büyüklüğünde güçlü bir artçı meydana geldi. Ardından yüzlerce küçük ve orta şiddette artçı sarsıntı kaydedildi. Deprem, Sagaing Fay Hattı üzerinde gelişti ve yaklaşık 200 kilometre uzunluğunda bir kırılma yarattı. Fayın ani hareketi, yapıları ve altyapıyı etkileyen çok büyük enerji açığa çıkardı. Sarsıntılar yalnızca Myanmar’la sınırlı kalmadı; Tayland, Çin’in Yunnan bölgesi, Laos ve Vietnam’ın bazı şehirlerinde de kuvvetle hissedildi. Bangkok’ta yüksek katlı binalar boşaltıldı, birçok bölgede panik yaşandı. Myanmar genelinde bilanço çok ağır oldu. Resmî verilere göre en az 5.456 kişi yaşamını yitirdi, 11.404 kişi yaralandı ve 538 kişi hâlâ kayıp. Çok sayıda yerleşim yerinde hastaneler, okullar, ibadethaneler ve konutlar ya tamamen yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Tarihi değeri olan birçok tapınak, manastır ve camii de depremden ciddi şekilde etkilendi. Bölgedeki altyapının zarar görmesi nedeniyle elektrik ve iletişim hatlarında uzun süreli kesintiler yaşandı. Komşu ülke Tayland’da da deprem etkisini gösterdi. Başkent Bangkok’ta inşaat halindeki 30 katlı bir bina çöktü, bu olayda can kayıpları ve yaralanmalar meydana geldi. Deprem, bölgedeki şehir merkezlerinde yaşayan yüz binlerce insanı evlerinden çıkmaya zorladı. Panik içinde sokaklara dökülen halk, artçı sarsıntılar boyunca açık alanlarda bekledi. Jeolojik açıdan bakıldığında, Sagaing Fay Hattı Hindistan ile Avrasya levhaları arasındaki sınırın etkisinde olup, bu fay boyunca oluşan kayma hareketleri, yatay yönde yırtılmalara neden olur. Bu deprem de, fay boyunca meydana gelen yatay atımlı (strike-slip) kırılma ile tetiklendi. Kırılmanın uzunluğu ve açığa çıkan enerji miktarı, Mw 7.7 gibi yıkıcı bir büyüklüğe ulaşmasına neden oldu. Bölgeye arama-kurtarma ekipleri hızla sevk edildi. On binlerce kişi güvenli alanlara tahliye edildi, çadır kentler kuruldu ve gıda ile tıbbi yardım malzemeleri dağıtıldı. Ancak yolların ve köprülerin zarar görmesi, ulaşımın aksamasına yol açtı. Depremden etkilenen bazı uzak köyler, günler boyunca yardım ekiplerine erişemedi. Deprem, yalnızca can kaybı ve yıkım açısından değil, aynı zamanda ekonomik etkileri bakımından da ülke tarihinin en büyük felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Tarım alanlarının zarar görmesi, ticari merkezlerdeki işyerlerinin kapanması ve ulaşım ağının felç olması, bölgenin toparlanma sürecini uzun yıllara yayacak gibi görünüyor.
-
(M=7.1) Shigatse, Tibet – 7 Ocak 2025
7 Ocak 2025 sabahı, Çin’in Tibet Özerk Bölgesi’nde yer alan Shigatse kenti yakınlarında, Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) verilerine göre moment büyüklüğü 7.1 olan güçlü bir deprem meydana geldi. Odak derinliği yaklaşık 10 kilometre olarak kaydedilen sarsıntı, bölge halkını uykuda yakaladı. Çin Ulusal Deprem Ağı, büyüklüğü yerel ölçüme göre 6.8 olarak açıkladı. Deprem özellikle Tingri ilçesinde büyük yıkıma yol açtı. Çin devlet medyasına göre en az 126 kişi hayatını kaybederken, 188’den fazla kişi yaralandı. Yerel bazı kaynaklar, can kaybı sayısının 134 ile 400 arasında olabileceğini öne sürdü. Yaklaşık 1.000 ev tamamen yıkıldı, binlercesi ağır hasar aldı. Yüksek rakımlı bölgelerde toprak kaymaları yolları kapattı, yardım ekiplerinin ulaşımını güçleştirdi. Vikipedi’de yer alan bilgilere göre deprem sonrası bölgede 3.600’ün üzerinde artçı sarsıntı kaydedildi. Hava sıcaklıkları gündüz -8°C civarındaydı ve gece -18°C’ye kadar düştü, bu durum afetzedelerin koşullarını daha da zorlaştırdı. Sarsıntı Tibet sınırlarının ötesine de ulaştı. Nepal’de 13 kişi yaralandı; Hindistan’ın Bihar eyaleti ve Bhutan’da hafif yapısal hasarlar meydana geldi. Uzmanlar, bu depremin Hint ve Avrasya levhalarının çarpışma bölgesinde normal faylanma sonucu oluştuğunu, yüzeye yakın gerçekleştiği için etkisinin daha şiddetli hissedildiğini belirtiyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, tüm kurumlara kapsamlı bir arama-kurtarma operasyonu başlatma talimatı verdi. Bölgeye 22 binden fazla yardım malzemesi gönderildi, 30 binden fazla kişi güvenli alanlara tahliye edildi. Associated Press’in aktardığına göre, depremzedeler için binlerce çadır kuruldu, gıda ve tıbbi destek sağlandı. Deprem sonrası Tibet topluluklarında anma törenleri düzenlendi; Dalai Lama taziye mesajı yayımladı. Diaspora bölgelerinde ise yardım kampanyaları ve toplu dualar organize edildi.
-
(M=5.7) Larkana, Pakistan (İran sınırı yakını) – 1 Mart 2025
1 Mart 2025 tarihinde, saat 18:33'te Pakistan’ın batısında, Hormud bölgesinde İran sınırı yakınında 5.7 büyüklüğünde (Mw) bir deprem meydana geldi. Avrupa-Akdeniz Sismoloji Merkezi (EMSC) ve ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) verilerine göre depremin merkez üssü 28.416° K enlem ve 61.512° D boylam koordinatlarında, yaklaşık 10 km derinlikte kaydedildi. Deprem, Pakistan’ın Belucistan eyaletiyle komşu olan İran’ın Sistan ve Belucistan eyaletindeki Zabol, Zehedan ve Mirjaveh gibi şehirlerde orta şiddette hissedildi. Yerel kaynaklara göre, bazı eski yapılarda çatlaklar oluştu, elektrik kesintileri yaşandı, ancak ilk değerlendirmelere göre can kaybı veya ciddi yaralanma bildirilmedi. Pakistan sismoloji ekipleri, depremin uzak kırsal bölgelerde küçük çaplı toprak kaymalarına neden olabileceğini belirtti. Sarsıntı, Türkiye’nin southeast illeri (Şırnak, Hakkari, Siirt) tarafından da hafif şekilde hissedildi. AFAD, bu illerde herhangi bir hasar raporu almadığını, fakat bölge sakinlerinin artçı sarsıntılar konusunda dikkatli olması gerektiğini duyurdu. Uzmanlar, bu bölgenin Zagros Fay Zonu'nun güney uzantısı üzerinde yer aldığını ve Afrika, Arap ve Avrasya plakalarının etkileşimi nedeniyle sismik açıdan yüksek risk taşıdığını vurguluyor. 10 km’lik sığ derinlik, depremin yüzeye yakın olması nedeniyle yerel düzeyde daha şiddetli hissedilmesine neden oldu. EMSC verilerine göre, depremin hissedildiği alana yaklaşık 150.000 kişi yaşamakta. En yakın yerleşim birimi olan Hormud (Pakistan)’da yapı stoğu çoğunlukla kerpiç ve taş malzemeden oluşan eski binalardan oluştuğu için hasar riski yüksek bulunuyor. Yetkililer, bölgede artçı sarsıntıların devam edebileceğini, özellikle dayanıksız yapıların kontrol edilmesi gerektiğini ifade etti. İran Ulusal Deprem Araştırma Merkezi (IRSC), Zabol ve Zehedan’da acil durum ekiplerini uyarma durumuna geçirdiğini açıkladı. Vatandaşlara, deprem anında güvenli yerlere geçmeleri, haber kaynaklarını yalnızca resmi kurumlardan (USGS, EMSC, AFAD, IRSC) takip etmeleri ve artçı sarsıntılara karşı hazır olmaları tavsiye ediliyor.
-
(M=5.8) Kermanshah yakınları, İran – 28 Şubat 2025
28 Şubat 2025 tarihinde, saat 03:15'te İran’ın batısında, Kermanshah yakınlarında 5.8 büyüklüğünde (MW) bir deprem meydana geldi. Uluslararası Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) ve Avrupa-Akdeniz Sismoloji Merkezi (EMSC) verilerine göre depremin merkez üssü 34.2750 enlem ve 46.4580 boylam koordinatlarında, 14 km derinlikte kaydedildi. Deprem, İran’ın Kermanshah, Eslamabad-ı Garp ve Paveh illerinde şiddetle hissedildi. Yerel kaynaklardan gelen ilk raporlara göre, bazı köylerde duvar çökmeleri ve bina hasarları yaşandı; ilk belirlemelere göre 2 kişi hafif yaralandı, can kaybı bildirilmedi. Elektrik ve haberleşme hatlarında kısa süreli kesintiler meydana geldi. Sarsıntı, Türkiye’nin doğu illeri olan Van, Hakkari, Şırnak ve Batman’de de hafif düzeyde hissedildi. AFAD, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, depremin Türkiye sınırları içinde herhangi bir zarar oluşturmadığını, ancak bölge sakinlerinin artçı sarsıntılar konusunda dikkatli olması gerektiğini bildirdi. Uzmanlar, bu bölgenin Zagros Fay Zonu üzerinde yer aldığını ve Afrika Plakası’nın kuzeye doğru ilerleyerek Avrasya Plakası altında dalması nedeniyle sık sık orta ve büyük depremlerle karşı karşıya kaldığını belirtiyor. 14 km’lik sığ derinlik, depremin yüzeye yakın olması nedeniyle hissedilme şiddetini artırdı. İran Ulusal Deprem Araştırma Merkezi (IRSC), artçı sarsıntıların devam edebileceğini ve özellikle eski binaların hasar riskine karşı dikkat edilmesi gerektiğini duyurdu. Bölgede hasar tespiti yapan ekipler, küçük çaplı çatlaklar ve kiremit kaymalarının yaygın olduğunu rapor etti. Yetkililer, vatandaşların olası artçı sarsıntılara karşı hazır olmalarını, deprem çantalarını kontrol etmelerini ve resmi bilgilere yalnızca güvenilir kurumlardan (USGS, EMSC, AFAD) ulaşmalarını tavsiye etti.
-
(M=6.1) Sındırgı (Balıkesir) – 10 Ağustos 2025
10 Ağustos 2025 tarihinde, saat 10:00 civarında Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 6.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. AFAD ve Kandilli Rasathanesi verilerine göre depremin merkez üssü Sındırgı, Balıkesir koordinatlarında kaydedildi ve sarsıntının derinliği önemli ölçüde hissedildi. Deprem, Sındırgı ve çevre ilçelerde şiddetli şekilde hissedildi. Binalarda hasar ve bazı küçük çaplı yaralanmalar görüldü. İlk belirlemelere göre ciddi can kaybı bildirilmedi, ancak bölgede artçı sarsıntılar nedeniyle halkın dikkatli olması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, Balıkesir ve çevresinin Kuzey Ege ve Marmara fay sistemleri ile bağlantılı aktif bir deprem bölgesi olduğunu ve bu büyüklükte depremlerin bölge için önemli bir risk oluşturduğunu belirtiyor. Yetkililer, vatandaşları artçı depremlere karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı ve resmi açıklamaları AFAD ve Kandilli Rasathanesi üzerinden takip etmelerini tavsiye etti. Deprem sonrası Büyükşehir Belediyesi ve AFAD ekipleri bölgede hasar tespiti ve önlem çalışmalarına başladı.
-
(M=5.1) Girit Adası (Akdeniz) – 07 Temmuz 2025
07 Temmuz 2025 tarihinde, saat 20:46’da Akdeniz’de, Girit Adası açıklarında 5.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. AFAD ve Kandilli Rasathanesi verilerine göre depremin merkez üssü 35.1180 enlem ve 26.6250 boylam koordinatlarında, 14.8 km derinlikte kaydedildi. Deprem, Girit Adası çevresi ve Türkiye’nin güney kıyılarında hafif şekilde hissedildi. Bölgeden gelen bilgilere göre herhangi bir can kaybı veya ciddi hasar yaşanmadı, fakat sarsıntı kısa süreli panik yarattı. Uzmanlar, Akdeniz’in bu bölgesinin tektonik açıdan aktif olduğunu ve orta büyüklükteki depremlerin zaman zaman görüldüğünü belirtiyor. 14.8 km derinlik, depremin hissedilme alanını etkileyen bir faktör olarak öne çıkıyor. Yetkililer, vatandaşların olası artçı sarsıntılara karşı dikkatli olmaları gerektiğini vurguladı ve resmi açıklamaları AFAD ve Kandilli Rasathanesi üzerinden takip etmelerini tavsiye etti.